Soru
Vicdani ret hakkında Kutsal Kitap ne söyler?
Yanıt
Vicdani retçi, ahlaki gerekçelerle savaş zamanında savaşmayı ve öldürmeyi reddeden kişidir. Vicdani retçiler, meşru müdafaa veya haklı savaş durumunda bile insan yaşamına son vermenin yanlış olduğuna inanırlar. Vicdani ret korkaklık ya da devlet otoritesine karşı isyan değildir. Pasifizmin dereceleri kişiden kişiye değişebilse de, çoğu vicdani retçi kişisel olarak bir insanın canını almamaları gerektiğine inanır; hatta kendilerini savunmak için bile olsa.
Bir kişi Hristiyan olmadan da vicdani retçi olabilir. Bazı kişiler, bütün insanların özünde iyi olduğuna ve bu nedenle anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülebileceğine inandıkları için vicdani retçidir. Bazıları belirli bir dinin öğretilerini ya da Gandhi veya Bertrand Russell gibi pasifist liderlerin görüşlerini izler. Başka bazı vicdani retçiler ise devletin vatandaşları üzerindeki kontrolüne duydukları tepki nedeniyle savaşa katılmayı reddederler. Onlara göre savaş, yalnızca örgütlenmiş şiddettir ve bunun bir parçası olmak istemezler.
Bununla birlikte, birçok vicdani retçi tutumunu Kutsal Yazılar'a ve İsa'nın öğretilerine bağlılığına dayandırır. Onlar, İsa'yı izlemek istiyorlarsa her türlü fiziksel şiddetten vazgeçmeleri gerektiğine dair güçlü bir kanaate sahiptirler. İsa'nın şu sözleri örnek gösterirler: “Ama beni dinleyen sizlere şunu söylüyorum: Düşmanlarınızı sevin, sizden nefret edenlere iyilik yapın, size lanet edenler için iyilik dileyin, size hakaret edenler için dua edin. Bir yanağınıza vurana öbür yanağınızı da çevirin. Abanızı alandan mintanınızı da esirgemeyin. Sizden bir şey dileyen herkese verin, malınızı alandan onu geri istemeyin. İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın” (Luka 6:27-31). Hristiyan vicdani retçiler bu sözlerin, savaş zamanında bile olsa herhangi bir insanı öldürmenin yanlış olduğu anlamına geldiğini düşünürler.
Hristiyan vicdani retçiler, yaşamı ve özgürlüğü korumak amacıyla yürütülen bir savaşın haklı olduğu görüşünü reddederler. Bazen savaşın gerekli ve doğru olabileceğini düşünen birçok Evanjelik Hristiyanla aynı fikirde değildirler. Haklı öldürme düşüncesinin İsa'nın öğretilerine değil, Eski Antlaşma ilkelerine dayandığını ileri sürerler. İsa'nın sık sık kullandığı “Size denildiğini duydunuz... Ama ben size diyorum ki...” ifadesini (Matta 5:21-22, 27-28, 31-32), eski uygulama biçimini değiştirdiğinin kanıtı olarak gösterirler. Yeni Antlaşma'yı kurarak Eski Antlaşma'yı ve onun sağladığı bazı izinleri ortadan kaldırdığını savunurlar (Luka 22:20). Ayrıca İsa'nın, “O zaman İsa ona, 'Kılıcını yerine koy!' dedi. 'Kılıç çekenlerin hepsi kılıçla ölecek'" (Matta 26:52) sözünü vurgularlar. Vicdani retçiler, Yeni Antlaşma kurulduğuna göre artık öldürmeyi haklı çıkaracak hiçbir gerekçe bulunmadığını savunurlar.
Kutsal Yazılar'ı anlama biçimimize dayanan güçlü kanaatlerimizi izlemek onurlu ve doğru bir davranış olsa da, bunları uygularken dikkatli olmalıyız. Kutsal Kitap'ın, İsa devlet politikaları belirliyormuş gibi alıntılanması yaygın bir durumdur. Birçok kişi, bir ulusun kilise gibi işlemesi ve devlet başkanının da bir pastör gibi davranması gerektiğini ileri sürmek için Kutsal Kitap'a başvurur. Ancak bir devlet düzeni kurmak İsa'nın amacı değildi. Kendisi açıkça şöyle dedi: Benim krallığım bu dünyadan değildir. Krallığım bu dünyadan olsaydı, yandaşlarım, Yahudi yetkililere teslim edilmemem için savaşırlardı. Oysa benim krallığım buradan değildir” (Yuhanna 18:36).
İsa, vatandaşlığı göklerde olan bireylerden oluşan bir kilise kurmak için geldi (Filipililer 3:20). Buyrukları uluslara değil, bireylere verilmişti. Öbür yanağı çevirme hakkındaki sözleri, kişisel intikam alma konusuyla ilgilidir; masum bir kişinin ya da egemen bir ulustaki vatandaşların yaşamını ve özgürlüğünü korumakla ilgili değildir.
Tanrı otoriteyi kurmuştur ve Yeni Antlaşma da mümkün olduğunca bu otoriteye boyun eğmemizi buyurur (Romalılar 13:1-7). Özellikle 4. ayet, gerektiğinde meşru otoritelerin fiziksel güç kullanmasını onaylıyor gibi görünmektedir: “Ama kötü olanı yaparsan, kork! Yönetim, kılıcı boş yere taşımıyor; kötülük yapanın üzerine Tanrı'nın gazabını salan öç alıcı olarak Tanrı'ya hizmet ediyor.” Buradaki “kılıcı taşımak” ifadesi öldürme yetkisini ima eder. Ölüm tehdidi olmaksızın kötü insanlar masumları egemenlikleri altına alır, korkutur ve öldürürlerdi. Vicdani retçilerin vicdanlarına göre hareket etme özgürlüğüne sahip olmalarının nedenlerinden biri de başkalarının bu özgürlüğü koruyor olmasıdır. Polisler, sınır görevlileri, korumalar ve askerler “kılıcı taşıma” konusunda yasal yetkiye sahip olmalıdır; aksi takdirde hiç kimsenin yaşamı ve özgürlüğü güvence altında olmaz.
Bir ulusu savunmak için silaha sarılmak hiçbir zaman cinayet işlemek için bir mazeret olmamalıdır. Vicdani retçiler, bir insanın canını almanın ahlaki sonuçları üzerinde ciddi şekilde düşünmekte haklıdırlar ve savaşa hak ettiği ciddiyetle yaklaşmak bilgece bir davranıştır. Ancak Kutsal Yazılar'ı yanlış uygulamamaya dikkat etmeliyiz. Kutsal Kitap'tan herhangi bir ayeti bağlamından kopararak yanlış bir öğreti oluşturabiliriz. Bu nedenle, vicdani ret için İsa'nın bazı sözlerine dayanarak bir savunma geliştirmeden önce bağlamı, ilk dinleyicileri ve Kutsal Yazılar'ın tamamını dikkatle incelemek hayati önem taşır.
Tanrı değişmez (Mezmur 55:19). Eski Antlaşma'da savaş emrini veren Tanrı, Yeni Antlaşma'daki İsa'nın da ta kendisidir (1. Samuel 15:3; Yasa'nın Tekrarı 20:1). Eğer Tanrı meşru savaşı ahlaken yanlış görmüyorsa, biz de görmemeliyiz.
English
Vicdani ret hakkında Kutsal Kitap ne söyler?