Soru
Hristiyan bir kişi rasyonalizm ve empirisizm konusuna nasıl yaklaşmalıdır?
Yanıt
Rasyonalizm ve empirisizm, insanların bilgiyi nasıl elde ettiğiyle ilgili felsefi bir tartışmadır. Rasyonalizm ve empirisizmle ilişkilendirilen çok çeşitli tezler vardır. Empiristler bilgi kaynağı olarak kendilerinin dışındaki dünyaya bakarken, rasyonalistler bilgi kaynağı olarak kendi iç dünyalarına bakarlar. Empirist, ilgili deneysel kanıtları incelemeden bir şeyi gerçekten bilemeyeceğimizi savunur; yani görebildiğimiz, koklayabildiğimiz, duyabildiğimiz, dokunabildiğimiz ya da tadabildiğimiz şeyleri. Dünyayı somut şekilde deneyimleyerek öğreniriz. Rasyonalist ise insanların deneyimden gelmeyen, doğuştan içimizde bulunan doğal bir bilgiye sahip olduğunu savunur. Bu doğuştan gelen bilgiye dayanarak rasyonalist, insanların akıl yürüterek yeni bilgiye ulaşabileceğini de söyler. Rasyonalizm ile empirisizm arasındaki tartışma, “gerçeğe” ulaşmak için bilimsel yöntemi kullanmak ile kişinin kendi akıl yürütmesini (dış kanıtlardan bağımsız olarak) kullanması arasındaki ayrım üzerinde yoğunlaşır.
Ünlü bir rasyonalist olan Rene Descartes şöyle demiştir: “Düşünüyorum, öyleyse varım.” Bununla kastettiği şudur: Önceden edinilmiş bir anlayış olmadan ortaya çıkan düşüncelerimiz ve fikirlerimiz olduğuna göre, var olduğumuzu ya da gerçek olduğumuzu bilebiliriz. Öte yandan empirist, kendisinin — hatta herhangi bir şeyin — gerçekten var olup olmadığı sorusuyla uğraşmak zorundadır. Eğer gerçekliği yalnızca duyularına ya da kendi acı ve haz hislerine dayandırıyorsa, kendisinin bir hologram ya da başka birinin hayal gücünün ürünü olmadığının garantisi yoktur. Bir rüya hâlinde yaşıyor ya da komada sıkışmış olabilir. Bundan emin olmasının hiçbir yolu yoktur. Rasyonalist ise şöyle der: “Saçmalık. Gerçek olduğunu biliyorsun, ben de biliyorum; mesele bundan ibaret. Varlığını kanıtlamak için ek kanıta ihtiyacın yok. Düşünüyorsun, öyleyse varsın.”
Bir Hristiyan’ın rasyonalizm ve empirisizm konusundaki bakış açısına gelince: Tanrı’ya iman eden biri, herhangi bir filozofun başladığı aynı sorularla başlamalıdır: Bildiğimi bildiğimi nasıl biliyorum? Etrafımdaki dünyaya baktığımda onu doğru anladığımdan nasıl emin olabilirim? Kendi düşüncelerimi incelerken düşüncelerimin — ve onları inceleme biçimimin — doğru olduğundan nasıl emin olabilirim? Bu soruların cevabı kişinin kendisine ya da zihnine güvenmesinde değil, Tanrı’ya güvenmesinde bulunur.
Süleyman’ın Özdeyişleri’nin yazarı bize şöyle der: “RAB'be güven bütün yüreğinle, Kendi aklına bel bağlama” (Süleyman’ın Özdeyişleri 3:5). Ancak biri şöyle sorabilir: “Tanrı’dan gelen bu bilgiyi algılayışımın, diğer tüm bilgiler gibi insan hatalarına açık olmadığını nasıl bilebilirim?” Cevap bir sonraki ayette bulunur: “Yaptığın her işte RAB'bi an, O senin yolunu düze çıkarır” (Süleyman’ın Özdeyişleri 3:6). Bunun anlamı şudur — ve bu tema tüm Kutsal Yazılar boyunca tekrar edilir — gerçekten ne bildiğini bilen tek Varlık Tanrı’dır. Biz sonlu olduğumuz için zihinlerimiz düşüncelerimizden ya da bilgimizden tamamen emin olamaz; ister kanıtlara bakan empiristler olalım ister doğuştan gelen bilgiye güvenen rasyonalistler. Rasyonalizm ve empirisizm tartışmasının içindeki kişiler bile insan deneyiminin hem deneysel veri arayışını hem de doğuştan gelen bilgiye güvenmeyi içerdiğini kabul edecektir. Ancak her insan yanılabilir ve hiçbir bilgi yöntemi bize kusursuz anlayış vermez. Bu yüzden ihtiyacımız olan cevapları ve bilgeliği vermesi için Tanrı’ya güvenmeliyiz (Yakup 1:5). Tanrı’nın Sözü gerçektir (Yuhanna 17:17).
İman yaşamının her aşamasındaki birçok insan Tanrı’ya güvenmekte zorlanır. Eyüp, Tanrı’ya meydan okuyup O’nun cevabını duyduktan sonra şu sonuca vardı: "'Tasarımı bilgisizce karartan bu adam kim?' diye sordun. Kuşkusuz anlamadığım şeyleri konuştum, Beni aşan, bilmediğim şaşılası işleri.” (Eyüp 42:3). Böyle insan merkezli bir çağda, doğru yöntemi bulduğumuz takdirde kendi gücümüzle her türlü bilgi seviyesine ulaşabileceğimize inanmak cazip gelir. Ancak Kutsal Kitap bize gücümüzün sınırlı olduğunu ve gerçek huzura sahip olmak istiyorsak Tanrı’ya güvenmemiz gerektiğini söyler (Yeşaya 26:3).
Eğer rasyonalizm ve empirisizm konusu ya da başka herhangi bir felsefi çıkmaz seni endişelendiriyorsa, Pavlus’un imanlılara verdiği öğüdü hatırla: “Hiç kaygılanmayın; her konudaki dileklerinizi, Tanrı'ya dua edip yalvararak şükranla bildirin. O zaman Tanrı'nın her kavrayışı aşan esenliği Mesih İsa aracılığıyla yüreklerinizi ve düşüncelerinizi koruyacaktır” (Filipililer 4:6-7).
English
Hristiyan bir kişi rasyonalizm ve empirisizm konusuna nasıl yaklaşmalıdır?