Soru
Kutsal Kitap hak kültürü hakkında ne diyor?
Yanıt
Hak kültürü, insanların bazı şeylerin kendilerine verilmesini hak ettiklerini ve özel ayrıcalıklara sahip olmaları gerektiğini öğreten bir anlayıştır. Bu kültürün etkisi altındaki kişiler, tüm dünyanın kendi hakları, ihtiyaçları ve istekleri etrafında döndüğüne güçlü biçimde inanırlar. Bu anlayışın sloganları “benim istediğim olsun”, “haklarım” ve “ben bunu hak ediyorum” şeklindedir. Amerikan toplumunda bazı haklar Tanrı tarafından verilmiş ve devredilemez haklar olarak kabul edilir. Ancak hak kültürü bunu daha da ileri götürerek ne Tanrı tarafından verilmiş ne de anayasal olarak güvence altına alınmış hakları varsayar.
Hak kültürü çoğu zaman genç nesille ilişkilendirilir ve eğitim, sağlık hizmeti, ücret artışı, terfi gibi şeyleri emek vermeden elde etme taleplerinde kendini gösterir. Ancak dünyanın bir şekilde kendilerine “borçlu” olduğunu düşünen kişiler yalnızca gençler değildir. Orta yaşlı ve yaşlı birçok insan da rahat bir yaşamı, acısız bir hayatı ve her türlü zorluktan uzak olmayı hak ettiğini düşünür. Herkes şımartılma fikrini sever. Sorun, ayrıcalıkları bir “hak” olarak talep etmeye başladığımızda ya da onları kazanma ilkesini aşmaya çalıştığımızda ortaya çıkar. İşte o zaman hak kültürüne teslim olmuş oluruz.
Kutsal Kitap’ta da kendilerini hak sahibi gören insanlar vardı. İsa’nın dönemindeki birçok Yahudi, yalnızca Yahudi oldukları için Tanrı’nın bereketlerini hak ettiklerini düşünüyordu. Vaftizci Yahya bu anlayışa karşı çıktı (Matta 3:9). Ferisiler ziyafetlerde ve havralarda onur yerlerine oturmayı hak ettiklerine inanıyorlardı (bkz. Matta 23:6; Luka 20:46). “Rabbi” gibi saygın unvanlar arzuluyorlardı (Matta 23:7; Markos 12:38). İyi işleri ve Yasaya sıkı bağlılıkları nedeniyle insanlar tarafından övülmeyi seviyorlardı (Matta 23:5; Luka 18:11; Yuhanna 12:43). Özveri ve kendini inkâr etmek Ferisilerin doğasında yoktu. Oruç tuttuklarında bile başkalarının bunu bilmesini isterlerdi ki dindarlıkları için övülsünler (Matta 6:16). Dolayısıyla hak kültürü yeni bir şey değildir.
Elbette Kutsal Kitap doğrudan “hak kültürü” terimini kullanmaz, ancak bu anlayışa açıkça karşı çıkar. İnsanları haklarına odaklamak ya da emek vermeden bir şey talep etmeye teşvik etmek yerine, Kutsal Kitap çalışkanlığın değerini ve ekme-biçme ilkesini öğretir (Süleyman’ın Özdeyişleri 1:31; 10:4; 2. Selanikliler 3:10). Ayrıca Kutsal Yazılar Mesih’i izleyen özverili bir yaşamı öğretir: “Sonra İsa, öğrencilerine şunları söyledi: 'Ardımdan gelmek isteyen kendini inkâr etsin, çarmıhını yüklenip beni izlesin'” (Matta 16:24).
Kutsal Kitap benmerkezcilik ve ayrıcalık peşinde koşmayı değil, Tanrı’yı ve başkalarını sevmeyi öğretir (Markos 12:30-31). Hristiyanlar bu dünyada pek fazla şeye “hak sahibi” değildir. Onlar benliklerine ölmüş ve Mesih’le birlikte çarmıha gerilmişlerdir; bu da artık kendileri için yaşamadıkları anlamına gelir (Galatyalılar 2:20). “Ben merkezli” bir yaşam yerine “İsa merkezli” bir yaşam sürmeye çağrılmışlardır. “Evet, Mesih herkes için öldü. Öyle ki, yaşayanlar artık kendileri için değil, kendileri uğruna ölüp dirilen Mesih için yaşasınlar” (2. Korintliler 5:15).
Hak duygusuna teslim olmama konusunda İsa bizim örneğimizdir: “Mesih, Tanrı özüne sahip olduğu halde, Tanrı'ya eşitliği sımsıkı sarılacak bir hak saymadı. Ama kul özünü alıp insan benzeyişinde doğarak ululuğunu bir yana bıraktı. İnsan biçimine bürünmüş olarak ölüme, çarmıh üzerinde ölüme bile boyun eğip kendini alçalttı” (Filipililer 2:6-8). Günümüzün hak kültürüyle keskin bir tezat oluşturan şekilde İsa, bize sonsuz yaşam verebilmek için ilahi haklarından, ayrıcalıklarından ve hatta kendi yaşamından vazgeçti (bkz. Yuhanna 3:16; Romalılar 5:8).
Hristiyanlar hak kültürünü reddeder; bunun yerine Tanrı’yı onurlandırmayı ve “elleriyle çalışmayı” tercih ederler (1. Korintliler 4:12). Bencillikten kaçınır ve günahlı zevklerin peşinden gitmeyi reddederler. Kendimizde gerçekten “hak ettiğimiz” tek şeyin, lütuf teklifi olmaksızın cehenneme giden tek yönlü bir bilet olduğunu biliriz (bkz. Romalılar 3:23; 6:23). Tanrı sonsuza dek övülsün ki bizler “altın ya da gümüş gibi geçici şeylerle değil, Mesih’in değerli kanıyla” kurtarıldık (1. Petrus 1:18-19). Bize “çürümez, lekelenmez ve solmaz bir miras” verilmiştir (1. Petrus 1:4). Bu miras ona hak kazandığımız için değil, Tanrı merhametli ve lütufkâr olduğu için verilmiştir.
English
Kutsal Kitap hak kültürü hakkında ne diyor?