Soru
Güvenilirlikçilik (Reliabilizm) nedir? Süreç güvenilirlikçiliği nedir?
Yanıt
Reliabilizm, epistemolojik gerekçelendirmenin bir alt kategorisidir; yani bir inancın benimsenmesi için yeterince makul olup olmadığını inceleyen felsefi yaklaşımdır. Bu tür gerekçelendirme, kurtuluş bağlamındaki aklanma kavramından tamamen farklıdır. Reliabilizme göre, inançlar yalnızca gerçeği ürettiği bilinen bir süreç aracılığıyla elde edilmişlerse makuldür. Bu özellik düşünürün kişisel görüşünden bağımsızdır; bu yüzden reliabilizm, internalizmin tersine epistemolojik dışsalcılığın bir biçimidir.
Reliabilizmi anlamanın en basit yolu, onun tam karşıtı olan rastgele tahmin kavramını düşünmektir. Tahminler doğru sonuç verebilir, ancak bunlar bir inanca ulaşmak için makul ya da güvenilir yollar değildir. Reliabilizme göre bu kavram tüm inanç seviyeleri için geçerlidir. Kişi ya gerçeğe ulaştırdığı bilinen bir süreç kullanmaktadır ya da inançları rasyonel sonuçlar değildir; yani özünde tahmindir ve bu nedenle makul değildir. Kutsal Kitap açık düşünmeyi ve kişinin kendini aldatmaktan kaçınmasını teşvik etse de, reliabilizm gibi ayrıntılı felsefi kategoriler doğrudan Kutsal Kitap’a uygun ya da aykırı değildir. "Sevgili kardeşlerim, her ruha inanmayın. Tanrı'dan olup olmadıklarını anlamak için ruhları sınayın. Çünkü birçok sahte peygamber dünyanın her yanına yayılmış bulunuyor (1. Yuhanna 4:1). "Öyle yol var ki, insana düz gibi görünür, Ama sonu ölümdür" (Süleyman’ın Özdeyişleri 14:12).
Reliabilizm fikrinin geçerli göründüğü başka örnekleri düşünelim:
• Bir alışverişin toplam maliyetini hesap makinesiyle toplamak makuldür; miktarı tahmin etmek ya da yaklaşık hesaplamak ise makul değildir.
• Tanıkları dinleyip kanıtları birleştirdikten sonra hangi kişinin suçlanacağına karar vermek “gerekçelendirilmiş” olur; yalnızca içgüdülere göre karar vermek ise olmaz. On şüpheli arasından biri gerçek suçluyu tahmin etmiş olabilir, ancak bu yöntem doğru bir yaklaşım olduğu anlamına gelmez.
• Deneyimli bir oto tamircisi motoru dinleyip belirli bir arızayı teşhis eder; bu gerekçelendirilmiş bir inançtır. Arabalar hakkında hiçbir şey bilmeyen sıradan bir kişinin rastgele aynı teşhisi koyması doğru çıkabilir, ancak bu yalnızca tesadüftür; arabayı değerlendirmesi için ona güvenmenin iyi bir fikir olduğu anlamına gelmez.
Bilgi incelemesinde yani epistemolojide, bir şeyin doğru olup olmadığı, ona inanılıp inanılmadığı ve ona inanmanın gerekçeli olup olmadığı arasında ayrım yapılır. Epistemolojik gerekçelendirme, kişinin bir inancı ifade ederken ne kadar güven duyabileceğinin incelenmesidir. Bir inanç ne kadar gerekçelendirilmişse, kişinin o fikrin doğru olduğuna güvenerek inanması da o kadar makul olur. Reliabilizm, bir inancın gerekçeli olabilmesi için “güvenilir” bir kaynaktan gelmesi gerektiğini savunur; burada güvenilirlik, gerçeği belirlediği bilinen bir şeyi ifade eder.
Reliabilizm, epistemolojik internalizmin karşıtı olan dışsalcılığın bir alt türüdür. Internalizme göre, kişi inancının nedenlerinin farkındaysa, kendi bakış açısının bilincindeyse ve bunların kusurlu olduğunu düşünmek için bir sebebi yoksa inançları gerekçelendirilmiştir. Dışsalcılık ise gerekçelendirmenin düşünürün düşünce sürecinden bağımsız şekilde belirlendiğini savunur. Dolayısıyla reliabilizm, bir inancı gerekçelendiren dışsal unsurun ne olduğunu tanımlamaya çalışan özel bir dışsalcılık biçimidir.
Diğer dışsalcı görüşlerde olduğu gibi reliabilizm de bazı sorunlar ortaya çıkarır. Örneğin döngüsel hâle gelebilir: Eğer güvenilir “gerçeğe götüren” anlamına geliyorsa, onunla ilişkili olan “gerekçelendirilmiş” kavramı mantıksal olarak “doğru” ile aynı hâle gelir. Ayrıca reliabilizm, düşünce sürecinin kusurlu olduğunu düşünen bir kişiyi bile bir şeye inanmakta haklı sayabilir. Bu durum kendi başına felsefi olarak yanlış değildir, ancak gerekçelendirmeyi ayrı bir kategori olarak incelemenin amacını zayıflatır. Bu mesele internalizm ve dışsalcılık arasındaki farklarla yakından ilişkilidir: Dışsalcılığa göre kişi kendi düşünce sürecinin güvenilir olup olmadığını kesin olarak bilemez.
Reliabilizmle ilgili diğer önemli kaygılar sonsuz gerileme ve solipsizm tehlikesidir. Bir kişi bir sürecin güvenilir olduğunu iddia edebilir ve ardından “Ama onun güvenilir olduğunu belirlemek için güvenilir bir süreç kullandım mı?” diye sorabilir. Sonra bunu her inceleme seviyesi için tekrar edebilir. Reliabilizmin kendisine göre, herhangi bir güvenilirlik ya da güvensizlik iddiasını temellendirecek kesin bir dayanak yoktur. Benzer şekilde reliabilizm, kişinin herhangi bir deneyimin ya da duyunun gerçek olup olmadığından şüphe etmesine yol açabilir; çünkü bu görüşe göre kişinin kendi algısı gerekçelendirme sağlamaz.
Öte yandan reliabilizm bazı değerli bakış açıları sunar ya da en azından önemli sorular gündeme getirir. Bir kişi rasyonel bir süreç kullandığını düşünebilir ve gerekçelerinin iyi olduğuna tamamen inanabilir, ama yine de yanılıyor olabilir. Böyle bir kişinin inancını gerekçelendirilmiş olarak adlandırmaya hazır olmalı mıyız? Gerçeğe ulaşmak için kullanılan tüm yaklaşımlar eşit derecede sağlam değildir; bazı yöntemler diğerlerinden daha iyi sonuç verir. Bu farklılıkların farkındaysak, daha çok kanıtlanmış yöntemlere güvenmek mantıklı olacaktır.
Kutsal Kitap bizi reliabilizm konusunda belirli bir görüş benimsemeye zorlamaz. Ayrıca Kutsal Kitap’ta bu konu lehine ya da aleyhine açık bir ifade de yoktur. Felsefede olduğu gibi bu da tartışmaya ve makul görüş ayrılıklarına açık bir meseledir.
English
Güvenilirlikçilik (Reliabilizm) nedir? Süreç güvenilirlikçiliği nedir?