settings icon
share icon
Soru

Edimsellik ve Potansiyellik Nedir?

Yanıt


Felsefede potansiyel ve potansiyellik, bir şeyin gerçekleşmesi veya meydana gelmesi için sahip olduğu kapasiteyi, gücü, yetiyi ya da ihtimali ifade eder. Özellikle bu kavram, bir tür değişim veya dönüşümü ifade eder. Bir tohumun tam gelişmiş bir bitki hâline gelme potansiyeli vardır. Bir bitkinin ise bir uçağa dönüşme potansiyeli yoktur. Bir uçağın uçma potansiyeli vardır. Bir uçağın tohum üretme potansiyeli yoktur. Bir madeni para atıldığında yazı ya da tura gelme potansiyeline sahiptir. Hatta kenarı üzerinde durma potansiyeline bile sahiptir. İki yüzü de yazı olan bir madeni paranın “tura” gelme potansiyeli yoktur. Bir kadının bir evlilik teklifini kabul etme ya da reddetme potansiyeli vardır. Sonuç henüz gerçekleşmemiş olsa bile potansiyellik mevcuttur.

Felsefede edimsel ve edimsellik terimleri ise bir potansiyelin ya da potansiyelliğin gerçekleşmiş, gerçek kılınmış veya varlığa getirilmiş hâlini ifade eder. Tam gelişmiş bir bitki, bir tohumun büyüme potansiyelinin edimselliğidir. Uçuş hâlindeki bir uçak, uçma potansiyelini edimselleştirmiştir. Atıldığında “yazı” gelen bir madeni para, bu sonuca yönelik potansiyelini edimselleştirmiştir ve “tura” gelme sonucuna yönelik potansiyelini edimselleştirmemiştir. Nişanlanmış bir kadın, daha önce var olan bir evlilik teklifini kabul etme potansiyelini edimselleştirmiş olan kişidir.

Hristiyanlık ve Hristiyan apolojisi açısından önemli olan anlamda edimsellik, doğruluk fikrine işaret eder: Edimsellik, var olan, gerçek olan ve gerçekliğe karşılık gelen şeydir. Birçok şey mümkün olabilir; yani potansiyelleri var olabilir. Ancak yalnızca gerçekleşen, meydana gelen veya var olan şeyler edimseldir. Teolojide bazı yaklaşımlar bu kavramı Tanrı düşüncesini açıklamak için kullanır: Tanrı saf edimsellik olan bir varlıktır ve hiçbir potansiyelliğe sahip değildir. Başka bazı yaklaşımlarda ise edimsellik ve potansiyellik kavramları, mümkün olan düşünceler ile gerçekten makul, olası veya edimsel olan düşünceler arasında ayrım yapmak için kullanılır.

Aristoteles’in hareketsiz hareket ettirici kavramı, potansiyellik ile edimsellik arasındaki ayrım üzerine kuruludur. Onun tanımlarına göre potansiyeller kendi kendilerini edimselleştiremez. Madeni paralar kendilerini atmaz ve hiçbir neden olmaksızın da atılmazlar. Tohumların büyüyebilmesi için verimli toprağa düşmeleri gerekir. Uçaklar kendiliğinden uçmaz ve durgun hâlden uçuş hâline kendi kendilerine geçmezler.

Başka bir deyişle, potansiyellik ancak bir dış etken tarafından edimselleştirildiğinde edimselliğe dönüşebilir. O dış etkenin etkisi de aslında daha önce var olan bir potansiyelin edimselleşmesidir ve bu süreç böyle devam eder. Bu durum bir eylemler zincirini ima eder: her değişim, önceki koşullar tarafından edimselleştirilen bir potansiyeldir. Ancak bu zincir sonsuza kadar devam edemez. Eğer nedensiz bir neden olmasaydı, hiçbir zaman herhangi bir edimsellik ortaya çıkamazdı. Bu nedenle potansiyelliği olmayan, tamamen edimsel olan bir şeyin var olması gerekir: bir hareketsiz hareket ettirici. Aristoteles bu ilk edimselliği doğrudan Yahudi-Hristiyan Tanrısı ile özdeşleştirmemiş olsa da kavramların birbirine oldukça benzer olduğu açıktır.

Hristiyan bakış açısından Tanrı saf edimsellik olan bir varlık olarak tanımlanabilir. Varlığı zorunlu olan (Mısır’dan Çıkış 3:14), değişmeyen (Malaki 3:6) ve zamanın ötesinde olan (Titus 1:2) Tanrı, hareketsiz hareket ettiricinin mantıksal gerekliliklerini karşılar. Mutlak mükemmellikte bir varlık olarak Tanrı olduğundan farklı olamaz; bu da O’nun hiçbir potansiyelliğe sahip olmadığı anlamına gelir. O, tamamen ve mutlak biçimde edimsel olan tek varlıktır ve tüm potansiyelliklerin nihai kaynağıdır.

Bununla birlikte bütün potansiyellikler aynı değildir. Yalnızca belirli yollarla edimselleştirilebilen potansiyeller ile birçok farklı yolla edimselleştirilebilen potansiyeller arasında ayrım yapılabilir. Örneğin belirli bir kadının anne olma potansiyeline sahip olduğunu söyleyebiliriz. Geniş anlamda bu potansiyel ya doğum yaparak ya da bir çocuğu evlat edinerek edimselleştirilebilir. Ancak “anne” kelimesi dar, biyolojik anlamıyla kullanıldığında bu potansiyelin edimselleşmesinin yalnızca bir yolu vardır: çocuğu kendisinin doğurması.

Aynı düşünce doğada tasarımın görünümü gibi kavramları incelemek için de kullanılabilir. Bu edimselliklerin nasıl ortaya çıktığına dair bütün açıklamalar eşit derecede geçerli değildir. Akıllı Tasarım yaklaşımının temel iddiası, bazı edimselliklerin —en azından— amaçlı bir müdahale ile en iyi şekilde açıklanabileceği ve büyük olasılıkla yalnızca bu şekilde açıklanabilir olduğudur.

Bir benzetme olarak, beş kaplumbağanın bir telefon direğinin üzerinde üst üste dengede durma potansiyeline sahip olduğunu düşünebiliriz. Ancak bunun edimselleşmesinin tek yolu, kaplumbağaların dışında bir failin müdahale etmesidir. Kaplumbağaların kendileri bu potansiyeli edimselleştirecek bir araca sahip değildir. Bu durumun en makul açıklaması, bir kişinin kaplumbağaları bilinçli olarak telefon direğinin üzerine yerleştirmiş olmasıdır; diğer açıklamalar son derece düşük ihtimallidir. Kaplumbağalar kendiliğinden telefon direklerinin üzerinde üst üste dizilmez ve doğal süreçler de onları oraya yerleştirmez.

Benzer şekilde, moleküller kendi kendini kopyalayabilen yapılar oluşturma potansiyeline sahiptir; DNA tam olarak böyle bir yapıdır. Ancak mevcut gözlemlere göre bu moleküllerin kaotik bir durumdan kendiliğinden düzenlenmesinin bir yolu yoktur. Ayrıca bu düzenlenmenin akıllı tasarım dışında makul bir açıklaması yoktur, tıpkı telefon direği üzerindeki kaplumbağalar örneğinde olduğu gibi.

Dolayısıyla potansiyellik–edimsellik kavramı, Tanrı’yı Yaratıcı olarak kabul eden argümanların neden yalnızca bilinçsiz madde ve enerjiye dayanan teorilerden daha anlamlı olduğunu göstermeye yardımcı olur.

Potansiyellik ve edimselliğe ilişkin Kutsal Kitap temelli bir anlayış, mucize kavramını da açıklığa kavuşturur. Tanrı potansiyelden edimselliğe geçen tüm değişimlerin nihai kaynağı olduğuna göre bazı potansiyeller yalnızca Tanrı tarafından edimselleştirilebilir (Matta 19:26). Belirli potansiyellikleri yalnızca Tanrı’nın edimselleştirebilmesi —yani bu edimselliklerin mucize olması— onları mantıksal olarak imkânsız hâle getirmez. Gerçek mucizeler ile olağanüstü tesadüfler arasındaki farklardan biri de budur: mucizeler yalnızca Tanrı’nın meydana getirebileceği bir edimselliği temsil eder.

English



Türkçe anasayfaya dön

Edimsellik ve Potansiyellik Nedir?
Bu sayfayı paylaş: Facebook icon Twitter icon Pinterest icon Email icon
© Copyright Got Questions Ministries