settings icon
share icon
Soru

Din bağımlılığı nedir?

Yanıt


Son yetmiş beş yılda, bazı kişilerin “din afyondur” dediği din bağımlılığı hakkında iki önemli kitap yayımlanmıştır. Peder Leo Booth 1946 yılında yayımlanan When God Becomes a Drug adlı kitabında, dinî inancı bir insanın yaşamındaki zehre benzetmiştir; tıpkı uyuşturucunun bedene yaptığı gibi, dinin de kişinin seçim özgürlüğünü öldürdüğünü, insanı ailesinden ve arkadaşlarından uzaklaştırıp yalnızlaştırdığını ve yaşamla başa çıkma yetisini azalttığını savunmuştur. Robert N. Minor ise 2007’de yayımlanan When Religion Is an Addiction adlı kitabıyla bu tartışmayı sürdürmüştür. Darrel Ray ise The God Virus adlı kitabında daha da ileri giderek dini, bombacılardan rahiplere ve vaizlere kadar herkesi etkileyen ve davranışlarını kontrol eden bir virüse benzetmiştir.

İlginç şekilde, din bağımlılığına örnek olarak en sık Hristiyan gruplar gösterilmiş ve inançlarının “utanç temelli” olduğu yanlış düşüncesi nedeniyle onların bu bağımlılığa en yatkın kişiler olduğu ileri sürülmüştür. Bazılarına göre dinin beraberinde getirdiği utanç duygusu, imanlıları dinî ritüelleri mekanik şekilde yerine getirmeye iter; tıpkı uyuşturucu bağımlısının iğne kullanması gibi. Bu ritüellere kapılan kişilerin “Tanrı uyuşturucusuna” bağımlı oldukları için bundan nefret ettikleri ve bu nedenle şiddet ya da yargılayıcı tavırlarla tepki verdikleri düşünülür.

“Bağımlının” tepki vermesine örnek olarak Martin Luther gösterilir. Luther’in günah itiraf etme ihtiyacı nedeniyle acı ve sıkıntı yaşadığı, örneğin böbrek ve safra taşı çektiği söylenir. Ancak Kutsal Kitap’ı kendisi okuyup kurtuluşun ritüelci çabalarla değil, Tanrı’nın lütfuyla elde edildiği gerçeğini keşfettiğinde, “din bağımlılığından” kurtulduğu ileri sürülür.

Aslında Luther’in hikâyesi “Tanrı uyuşturucusu” düşüncesine karşı bir argümandır. Hristiyanlık, din bağımlılığının doğasına meydan okur; çünkü Hristiyanlık bir din değil, bir ilişkidir. Luther, İsa’nın dinî kölelikten özgürlük verdiğini keşfetmiştir.

“Din” kelimesi, “yeniden bağlamak” anlamına gelen sözcüklerden türemiştir. Bir dağı ve zirveye tırmanan insanları düşünün. İnsanlar zirveye ulaşırlarsa daha iyi durumda olacaklarını bildikleri için tırmanırlar. “Geri dönmeleri” gerekir. Dağın zirvesi ulaşmaları gereken “mükemmelliği” temsil eder ve kendi çabalarıyla bu mükemmelliğe ulaşmaları gerektiğini düşünürler. Böyle bir arayış stres, kaygı, endişe ve “yeterince iyi olamama” hissini üretir. Kutsal Kitap insanlığın bu “mükemmelliğin gerisinde kalma” durumunu günah olarak adlandırır (Romalılar 3:23).

İronik şekilde, dünyadaki tüm “dinlerin” farkında olmadan üzerinde anlaştığı konu günahtır. Herkes “bir şeylerin yanlış olduğunu” bilir. Sorunlar, insanların bu hastalık için kendi çözümlerini üretmeye çalışmasıyla ortaya çıkar. Dinin afyonu, bizi bozuk olan şeyi insan çabasıyla düzeltmeye bağımlı hâle getirir. Oysa bu saçmadır; çünkü bozuk şeyler bozuk şeyleri düzeltemez. Dinin vaat ettiği mükemmelliğe ulaşma çabamız, her başarısızlığımızda utanç üstüne utanç getirir.

İyi haber şu ki Romalılar 10:11, kaybettiğimiz şeyi kırık yollarla geri kazanma bağımlılığımızı kesintiye uğratır. Pavlus, İsa’ya iman edenlerin “asla utandırılmayacağını” söyler; çünkü Mesih dağın zirvesinden başlamıştır. O Tanrı’dır ve bu yüzden mükemmeldir. İbraniler 4:15, Mesih’in bizi pisliğimiz içinde bırakmadığını, bizi kurtarmak için dağdan aşağı indiğini açıklar: “Çünkü zayıflıklarımızda bize yakınlık duyamayan bir başkâhinimiz yoktur. Tersine, her alanda bizim gibi denenmiş, ama günah işlememiş biridir.”

“Din afyondur” kitapları, “kaybettiğimiz şeyi kendi çabamızla geri kazanma” isteğimizin bizi köleliğe, şiddete ve birçok fiziksel, zihinsel ve ruhsal soruna sürüklediğini söyler. Bu, Kutsal Kitap’ın günahla ilgili öğrettiği gerçeğin tam kendisidir. Günah bizi din bağımlısı yapar.

Neyse ki din bağımlılığının belirtileri, İsa’nın bizi özgürleştirebileceği şeylerin tam kendisidir. İsa tamamen özgürdür ve evrende hiçbir şeyin O’nun üzerinde gücü yoktur. Kendisine güvenenlere Kendi gücünü ve özgürlüğünü verir. O, her bağımlılığın ve her “afyonun” çaresidir. İhtiyacımız olan gerçek rehabilitasyon İsa’dır.

Martin Luther, Kutsal Kitap’ın iman aracılığıyla lütuf mesajını anladığında özgür kaldı. Ruhsal özgürlüğe ulaşmak için kendi zayıf işlerimize güvenemeyeceğimizi, bunun yerine İsa’nın işine güvenmemiz gerektiğini öğrendi.

Acıyla ve eksikliklerimizin farkında olmanın getirdiği kaygıyla dolu bir dünyada, çözüm kendimizi dinî faaliyetlere atmak değildir. İhtiyacımız olan çare İsa’dır. O şöyle der: “Ey bütün yorgunlar ve yükü ağır olanlar! Bana gelin, ben size rahat veririm” (Matta 11:28). İsa’nın sunduğu Tanrı’yla ilişki, yenilenme, utançtan özgürlük ve göğün mükemmelliğiyle sonuçlanır.

English



Türkçe anasayfaya dön

Din bağımlılığı nedir?
Bu sayfayı paylaş: Facebook icon Twitter icon Pinterest icon Email icon
© Copyright Got Questions Ministries